Bir an için ünlem ve soru işaretlerini yok sayıp kendimi deli rüzgara bıraktım. Savruluşum, kayalara vuruşum… gözümü boyadım, nefes alırmış gibi yaşadım. Ve hayatımın hatasını yapmıştım. Kocaman bir kara deliğe sürüklendim durdum. Dönüyordum, durmadan dönüyordum. Hızlanıyordum, yavaşlıyordum. Çapıp duruyordum duvarlara. Vücuduma iğneler batıyor, darbeler iniyor, ruhum çekiliyordu.
Küçüldüm. Cinsiyetsizleştim. Kişiliksizleştim.
Kurulmadan hareket edemeyen oyuncaklardan hiçbir farkım kalmamıştı. Olayların akışına o kadar bırakmıştım ki kendimi, dünyada olup bitenlerden bir haberdim. Çok değil birkaç ay önce kurduğum hayallerden çok uzak, kendini seven küçük kızdan çok uzaktaydım.
Ve bir dürtülmeyle uyandım. Sıcaktı, güzel kokuyordu. Bir kurtuluş olduğuna inandım, sarıldım. Her zaman yaptığım gibi kapadım gözlerimi gerçeklere. Bilmiyormuş, duymuyormuş gibi devam ettim. Evet, kaçtım. Ben hep kaçardım, güzel bir yoldu problemlerden uzaklaşmak için. Üstünü örtmek için. Gözlerimi açmamak için çok uğraştım, parmaklarım avuçlarımda o kadar sıkmıştım ki ellerimi tırnak izleri yerleşmişti. Ama o günün geldiğini hissedebiliyordum, kaçıyordum ama hissediyordum.
Geldi.
Çok acımadı. Ama acıdı.
Geçti mi?
İyi ki zaman vardı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder