2 Mayıs 2010 Pazar
iç-dış
Bir keresinde ablamın beni evde tek başıma bıraktıktan sonra morarana kadar ağladığımı hatırlıyorum. Sonra annem beni hamburgerciye götürmedi diye ağladığımı hatırlıyorum. annem beni anaokulundan almaya geldiğinde eve gitmemek için ağladığımı hatırlıyorum. ablamın yaptığı bir şey yüzünden henüz 6 yaşında olmama rağmen alttan almam gerektiğini söyleyen babama inat olsun diye ağladığımı hatırlıyorum. çocukluk arkadaşımın beni ilkokul 2. sınıfta çıldırtmasından dolayı ağladığımı hatırlıyorum. Yeni taşındığımız yerde arkadaşım yok diye ağladığımı hatırlıyorum. Sonra patenlerim yok diye ağladığımı hatırlıyorum. Orta okulda ağlama numaraları yaptığımı hatırlıyorum. Yavaş yavaş ağlayamadığımı hatırlıyorum. Ve liseye geldiğimde duygularımın donuklaştığını hatırlıyorum. En yakınımdakinin bu dünyadan uzaklaşmasına karşılık gözlerimden akamayan yaşları hatırlıyorum. Ergenlik tartışmalarını hiç yaşayamayıp her seferinde içime atmaktan bunalıp ağlamak için köşeme çekildiğimde gözümden akamayan lanet yaşları hatırlıyorum. 5 yıl boyunca hiç ağlamayıp sert tavırlarla ne yaptığımı bilmeden dolaştığımı hatırlıyorum. Kendime ne kadar zarar verdiğimi henüz anlıyorum. Sonrasında hayatımda hiç yaşamadığım kadar gereksiz şeyler yaşayıp hayatımda bile olmayan biri tarafından cezalandırılıyorum .5 yılın acısını 15 günde çıkartıyorum. Yaşadığım gökkuşağının kıvrımlarında oynarken yere çakılıyorum. Tırmanmak için çırpınıyorum ama herkes benim durduğum yere ait olduğumu düşünüyor. Ve ağladığımı hatırlıyorum. Yıllar sonra yeniden ağlayabildiğimi hatırlayıp seviniyorum ki bu seferde durduramıyorum hiçbir şeyi. Kafamdaki çığlıkları susturamıyorum, benimle sürekli konuşan sesi susturamıyorum. Etrafa gülerken içimde kopan fırtınaları anlatamıyorum. Yolumdan sapmış gibi gözükmemek için yine esiri oluyorum bedenimin. Saklıyorum yine duygularımı. Ama ağlayabiliyorum, bu da bir ilerleme.. kim inanırdı küçücük bir taşın bu kadar yara açacağını vücudumda, ruhumda…
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder