Tamam çıkıyorum bu kez bu çemberden. Yalnızca siz kalın. Siz düşünün, siz yapın. Genişleyin, daralın. Sıkılıp bunalıp kendinizi oradan oraya atın. Ama sakın durmayın. Hep kendi adımlarınızla ilerleyeme çalışın. Hep iyi düşünenlerden kaçının. Yada vazgeçtim, siz hep iyilerin peşinde koşun, zaten iyi-kötü ayrımınız tükenmiş. Sakın kulaklarınızı açıp tek bir kelimenin sizi etkilemesine izin vermeyin.
Çemberinizde kalın. Sende kal. Hatta özellikle sen kal istiyorum. Kal ki gör gerçek olanı, olmayanı. İçerde yaşadıklarını ve dışarıda kaçırdıklarını.
Çemberinde kal hep, eskisi gibi ol ama . yine kaç iyilerden düş kötülüğün kollarına, sarıl ona doyasıya, sar sarmala iyice. Bir tutuşta çek kendine ve öp delirene kadar. Aklını kaçırana kadar öp onu. Dudaklarına işleyen demir tadı vücuduna dağılsın. Boynuna, omuzlarına, kollarına, karnına, bacaklarına hatta ayak parmaklarına kadar hisset o tadı. Seni ele geçirmesine izin ver. Artık onun olma vakti geldi çoktan. Nafileyim bundan sonra .
Dönün o çemberin içinde. Zaten kurtulamazsınız isteseniz de o yüzden sadece dönün, yer değiştirin, kimlik değiştirin. Mesela o dudakların sahibi bu sefer solundaki olsun ve yeniden hisset aynı tadı. Bilmiyorum belki de farklıdır tadı. Sen karar ver. Madem böyle düşünüyorsun, madem beni çemberin dışında tutuyorsun o zaman neden hala çıkış yolu arıyorsun, neden hala bir yerlerden sesi sesimi duymaya çalışıyorsun. Yapma! Artık sen bu dünyadasın. Göründüğü gibi değil benim dünyam. Dinleme artık beni..